19 Temmuz 2014 Cumartesi

İtalya Günlüğü -Venedik - Yaşasın Venedik' e Gitmeler :)

Milano da günümüzü sonlandırıp, Venedik için bir güzel dinlendik demiştim. Eve efendim, Venedik e 1 saat uzaklıkta olan otelimizde geceyi geçirdikten sonra, sabah uyanıp, kruvasan ve kahve içerikli kahvaltımızı ettikten sonra otobüsümüze kurulduk. Bu kahvaltı şekli ilk gün olduğu için çok hoşuma gitmiş olsa da, her günün böyle çekilmeyeceğini , beyaz peynire, yumurtaya, bala, reçele ne kadar hasret olduğumu sonraki günlerde anlayacaktım :)
Otobüsle yaklaşık 40 dk gittikten sonra, vaporettolara bineceğimiz kısıma geldik. Venedik in kara kısmı Veneto, adalara vaperettolarla geçiliyor. Vaporetto ya binip, Venedik'in merkezine doğru yarım saatlik bir yolculuk yaptık..
Bundan sonrasını resimlerle aktaracağım :)
Önceden yalnızca resimleri paylaşmıştım. Şimdi biraz açıklama da ekleyeceğim.. Turla gitmeyi düşünenlere biraz faydam dokunsun istiyorum :)
Otelden yaklaşık 1 saatlik bir yolculuktan sonra vaporettolara binilecek alana ulaştık. Vaporetto ücreti tur fiyatına dahil olduğundan ayrıca para ödemedik. Leo bizim yerimize hepimizinkini toplu olarak ödedi. Emini %100 kar etmiştir ondan da..  Neden böyle diyorum anlayacaksınız sebebini..
Vaperottlara binilecek alan.


Vaporettolar :)

Leo !

Vaporettonun içinde..


Venedik' e uzanan eller :)



Kadriye ablanın ellerinden, manzara çıkmamış olsa da bizi almış sağolsun :)






Yaklaşık yaırm saatlik bir vaporetto yolculuğunun ardından, Venedik' e ulaştık.. İner inmez cafeler dükkanlar ve oteller karşılıyor sizi..  Sıra sıra portatif arabalarıyla üzerinde maske, şapka, şemsiye, kartpostal, biblo gibi bir sürü hediyelik anı eşyası satan satıcılar bulunuyor.. Size tavsiyem ilk heyecana kapılıp buralardan alışveriş yapmayın.. Rialto köprüsünün ayaklarında, Venedik in kalbine doğru indikçe, herşeyin yarı fiyatına indiğini göreceksiniz.. 

Merhaba ben Sevinidirik ::)



Bu bayanlar, sizi yanınıza çağırıp resim çekinmenizi sağladıktan sonra 10 Euro gibi bir tutar istiolar ama ne verirseniz de kabul ediolar :)



Venedik, Ben ve Kolum :)

Meydandaki Saat Kulesi
Saat kulesi, ojinali değil. Orjinali yıkılınca, aynısını tekrar yapmışlar...

Basilica di San Marco
Basilica di San Marco İstanbul' daki Ayosofya örnek alınarak 11. yy da yenilenmiş.





San Marco meydanı Venedik in en büyük meydanı.. Tam 360 dereceden görülebilsin diye Murat ı ortaya koyup dört bir yanından çektim :)  Venedik içinde dolaşırken, Piazza şeklindeki sarı oklar sizi bu meydana çıkarıyor. Bu nedenle kaybolacağım korkusu yaşamanıza gerek yok.. Hatta biraz kaybolun :)




Burada gördüğünüz gibi sarıklı amcalar Osmanlı oluyormuş Leo nun anlattığına göre, anlatılan hikaye ise, San Marco nun kemiklerini domuz etlerinin içerisine saklanarak kaçırılışı anlatılıyor, Osmanlılar domuz eti kokusundan hoşlanmadıkları için sepeti iyice araştırmıyorlar ve San Marco nun kemikleri böylece kaçırılıyor.


Yukarıda görülen brozn atlar, San Marco nun ünlü bronz atları. Bu atlar da haçlı seferi sırasında İstanbul'dan getirilmişler. Orjinalleri bi müzede saklanırken, burada görünenler iyi birer kopyaları.
























Eveeeet gelelim püf noktalara.. Eğer turla geliyorsanız, rehber sizi tam olarak buradan kişi başı 25 euro ücretle gondola bindirmeye çalışacak.. Gondola en fazla 6 kişi olarak biniyorsunuz. Genelde de 6 kişilik gruplarla biniliyor. Fakat benim size tavsiyem, günün o saatinde tüm grup olarak gondollara binip dolu kanalda hiç ilerleyememektense, öğleden sonrayı Gondol turunuz için ayırın.. Ayrıca Gondoların fiyatı fiks, yani 2 kişi de binseniz 6 kişi de binseniz 80 euro alıyorlar. Gondolların üzerinde bu fiyat yazıyor zaten. Dolayısıyla rehber sizde 25*6=150 euro alıp, 70 ini cebe atıyor. Atsın canım o da kazansın diyorsanız saygı duyarım ama ben şahsen parayı sokakta bulmadım :D 


Biz bunu daha önce İtalya turuna gitmiş bir arkadaşın tecrübelerinden öğrendik. Tur sırasında kaynaştığımız arkadaşlarımızla paylaştık, ve öğleden sonra Rialto köprüsünün oradaki gondolculardan gondola bindik. Kişi başı 15 er euro verip, üzerine bir de dondurma yedik :D Ayrıca genelde tüm turlar gondol aktivitesini öğleden önceye koydukları için, öğleden sonra kanallar daha boş oluyor, ve gondolun keyfi daha çok çıkıyor..








Bundan sonraki kalan zamanımızda biz, Venedik' in o dar ve tarih kokan sokaklarını gezdik. Bir sokaktan öbürüne girdik, kaybolacağımızdan hiç korkmadan keşfedilmemiş yerlerini keşfettik.. Aynı turda bulunan bir ablamız Bruno ve Mruno adalarına gitmiş kendi imkanlarıyla, çok güzel olduğunu söyledi. Yani boş vaktinizi değerlendirmek için böyle bir seçeneğiniz de var. Bu adalar da cam işçiliği yapılan adalar.

























Rialto Köprüsü

Biz buradan bindik Gondola :)

Leo bize burada yemek yememiz için çok ısrar etti, ama o kadar çok ısrar etti ki, bu ısrarı gereksiz bulup biz burada yemedik..



Rialtıo köprüsü üzerinde..









Yukarıdaki iki resim Rialtı köprüsünün ayaklarını gösteriyor.. İki tarafı da bir pazara açılıyor. Eğer alışveriş yapacaksanız, bu pazarın en ileri ücra köşelerinde herşeyi yarı fiyatına bulabileceksiniz.. 




Ve tabiki Nutella yı heryerde buluruz :D









Bu tavukları nasıl öldürüyorlar anlam veremedik, kafaları duruyor yahu, kesmedikleri kesin, içim bir tuhaf oldu..



Şu cafe nin güzelliğine bakarmısınız, film seti gibi..


Ba- yıl-dım!!!



Yemek yediğimiz restauranttan bir görüntü. Adını hatırlamıyorum ama gördüğünüz gibi Rialto köprüsünün hemen ucunda bir yer.. Fiyatları makuldü, genelde her restaurantta %12 gibi bir servis ücreti alıyorlar.. Ama biz her gittiğimiz yere çingenelik yapıp, servis ücreti ödemeyiz diye baştan belirtip, bu şartla oturduk :D  Hemen kabul ediyorlar zaten :D








Gondolcumuz, bize Leo dan daha çok şey anlattı Venedik le ilgili :)





























Bende biraz kapı hastalığı olduğundan mıdır, yoksa bu kapılar gerçekten çok güzel olduğundan mıdır, resimlerini çekmeden duramadım.. Bundan sonraki tüm kapı resimleri bu yüzden yani, ekstra bi özellikleri yok :)




































Normalde takıya tokaya çok düşkün bir insan değilim ama, İtalya'daki yüzüklerin kolyelerin tasarımına bayıldım..





Kaybolursanız Per Rialto yu takip edin :)












İtalya ' ya gidip orada da Koreli buldum ya, bu işaret değil de ne ??



Tekrar San Marco Meydanındayız

Çan Kulesi











Yalnızca Venedik in değil tüm Veneto nun simgesi Kanalı Aslan..

Leo bu heykel ile ilgili birşeyler söylemişti ama o kadar tutarsız şeylerdi ki aklımda kalmamış, napıyım zırvalamasaymış o zaman..



Ve karşınızda Ahlar Köprüsü..

Uzun zaman bu fotoğrafın aynısının posterini duvarıma asmıştım, sonunda kendim aynı kareyi yakalayabildim..






Ahlar köprüsü ya da son bakış köprüsü- son nefes köprüsü olarak geçen köprü, Dükler sarayı ile hapishane arasında bulunuyor. Mahkumlar işkence görecekleri hapishaneye girmeden önce hayata son bir kez buradan baktıkları için bu ismi almış. Zamanında Casanova da burada tutuklu kalmış..





Venedik, kalp








Şimdi size bu gülün hikayesini anlatayım.. San Marco meydanında boş boş dolaşırken yanımıza gül satan bir amca yaklaştı. Bengladeş li olduğunu tahmin ediyorum. Bana gülü uzattı. Elimle de istemiyorum işareti yaparak no thanks dedim bi süre, o ise "no money no money " deyip gülümseyerek bana uzattı gülü. Ben de en son pes edip aldım, teşekkür ettim. Aradan bir 15 dk falan geçti, biz hala Murat la meydandayız, aynı amca birden yanımıza gelip, Murat' a bakarak -tutarı tam hatırlamıorum- 10 euro, 10 euro demeye başladı. Biz şok olduk tabi, bende "Al ozaman gülü, istemiyorum" dedim Türkçe olarak :).. Bunun üzerine yine arkasını dönüp gitti. Az deliydi galiba :D










Tadı çok süper, deneyin..



Akşam 19:30 da tekrar tur grubuyla vaporetto dan indiğimiz yerde buluşarak tekrar vaporetto lara binip, otobüsümüzün bulunduğu yere vardık. Oradan otobüse binip, otelimize 1 saatlik bir yolculuk yaptık..






Günün sonunda Venedik'in büyüsü hala üzerimdeydi. İtalya'da gezdiğim şehirler arasında daha yaşanılası, daha elit, daha refah şehirler vardı evet, ama Venedik farklıydı.. Eski evleri, yosun tutmuş kaldırımlarıyla benim için gerçekten masal şehirdi.. Ve hep öyle kalacak..

Şimdi sırada Verona, Floransa...
Görüşmek üzere...

9 Haziran 2014 Pazartesi

Radikal Kararlar

Bundan böyle ;
 - Eve gidince vaktimi saçma sapan harcamıycam ( Bknz : Yatana kadar dizi izleme. )
 - Hafta sonları yapılacak birçok işin getirdiği ağırlığa yenilerek vaktimi saçma sapan harcmıycam (Bknz: Aman zaten saat geç oldu yapacak işlerin hiçbirini yetiştiremem, hiçbirine başlamadan, sürekli zap yapayım modu)
 - İş yerinde vaktimi saçma sapan harcamıycam (Bknz : Çok laklak, fazla laklak, fazla "canım çalışmak istemiyo"söz dizimi.)
 - Ertelemelere son.

Çok boş yaşıyorum hissine boğuldum. Sıfır gelişim, yüzde yüz yerinde sayma var sanki. Olmasa keşke. Keşke yok, olmayacak artık. (İnşallah.)


6 Haziran 2014 Cuma

Harika bir etklinlik - İstrapped

 Öncelikle size web sitesini paylaşmakla başlamak istiyorum. İş yerinden bi arkadaşımın,  arkadaşının face de paylaşmasıyla haberimiz olduğu bir oyun bu. Sitesinde daha fazla detaylar bulabilirsiniz ama ben yine de tecrübemizi kısaca spoiler vermeden anlatayım. 

Taksim -Asmalı Mescit de bir apartman dairesinde başlıyor oyun. Yalnız apartmana girmeden diafondan sesleniyorlar size :" Eğer ekibiniz tamsa, eve girdiğiniz an oyun başlar." Eve giriyorsunuz, kapı kilitleniyor. Eve girdikten sonra gerçekten bir gizemin ortasında buluyorsunuz kendinizi. Size sağlanmış bazı araçları kullanarak ipuçları bulmaya çalışıyorsunuz. Her bir ipucu sizi bir sonraki ipucuna götürüyor ve her bir ipucu bir çözüm sunuyor. Bulunduğunuz her odada bir adet kamera var, sizi izliyorlar. Ve diafondan arkada bir fon müziği çalıyor. 1 saat süreniz var, 1 saat içerisinde tüm gizemleri çözüp evin kapısının anahtarını bulmanız gerekiyor. Bulamazsanız evden asla çıkamıyorsunuz :p Şaka şaka tabi ki çıkıyorsunuz ama başarısızlıkla. 
Daha fazla detay anlatmayı istemiyorum çünkü oyun bizim için tam bir gizemdi ve gerçekten tadı böyle çıkıyor. 
Biz iş yerinden 5 kız olarak gittik. 5 kız bir eve kilitlenme fikri bizi başlangıçta biraz tedirgin ettiği için ben Murat a gittiğimiz yeri tüm detaylarıyla mesaj attım girmeden önce. Çünkü biz öyle hayaller kuruyoruz ki bizim telefonlarımızı çantalarımızı alacaklar. Bizi tamamen bağlantısız bırakacaklar falan. Hayal gücü işte :) Oysa direk eve girip oyunun başlayacağını bilsek hiç öyle tedirgin olmazdık. O yüzden söylüyorum tedirgin olmayın, çantanız telefonunuz yani oraya nasıl gittiyseniz her şeyiniz yanınızda oluyor. Ayrıca kameradan sürekli izlendiğiniz için , herhangi bir anda ben çıkmak istiyorum dediğiniz anda kapı açılıyor. Fakat tabi ki oyun hakkınız da yanıyor. 
Biz 1 saatin dolmasına bir kaç dk a kala bulduk anahtarı. Daha kısa sürede bulanlar da olmuş, ama bulamayanlar da oluyormuş. İpuçları ve çözme yöntemi ile söyleyebileceğim tek şey şu ki, öyle pat diye hemen bulabileceğiniz kolay gizemler değil çözmeye çalıştığınız. Gerçekten beyninizi ve tüm algılarınızı açık tutmanız düşünmeniz bağlantı kurmanız gerekiyor. Her şeyi göz önünde bulundurmanız gerekiyor. Ve unutmayın orada gördüğünüz hiç bir şey boşuna orada değil. Hepsinin bir anlamı var. Hepsini bir gizemi çözmek için kullanmanız gerekiyor. 
Fazlaca eğlendiğimiz bir etkinlik oldu bizim için. Bir zafer fotoğrafı çektirip oradan ayrıldık ve yeni bir oyun kurgusu olduğunda bize atması üzere maillerimizi bıraktık. Umarım olur ve tekrar gidebiliriz. Kesinlikle ve şiddetle tavsiye ediyorum ..
Bu da facebook sayfası, fotomuzun yayınlanması umuduyla.  :)


1 Haziran 2014 Pazar

İtalya Günlüğü 1 - Milano

Çok çok uzun zamandır hayalini kurduğum ama bahaneler yüzünden sürekli ertelediğimiz İtalya gezisini bu yıl gerçekleştirebildik.. Gideceğimiz son ana kadar sanki bir şey çıkacak da gidemeyecekmişiz gibi hissetsem de gittik gerçekten.. Bir hayal gerçeğe kavuştu :)
Bizim gittiğimiz turda bir kaç firma tek bir tur çıkardığından firma hakkında iyi ya da kötü diye yorum yapmayacağım. Ama rehber hakkında yapacağım. Rehberimiz Levent Gökyokuş adında 20 yıllık rehber olduğunu iddia eden bir amcaydı. Hayatımda görüp görebileceğim en berbat rehber olduğunu düşünüyorum. Ve bunu baştan belirtmek istiyorum ki eğer herhangi bir ülkeyi herhangi bir turla gitmeyi planlarsanız, firmadan çok rehberinizi araştırın. Firmalar üç aşağı beş yukarı hep aynı programı uygulayıp aynı otelleri kullanıyorlar. Ama rehber seçimi çok önemli. Bunu daha ilerki yazılarımda örneklerle anlatacağım. Neyse gelelim bizim tur programımıza. 
Bizim programımız  Milano -Venedik - Verona (Extra) - Floransa - Pisa/Siena/SanGimignano(Extra) - Umbria Bölgesi/Asisi/Orvieto(Extra) - Roma - Napoli/Pompei(Extra) -OutletTuru/GöllerBölgesi(Extra) şeklindeydi. Görebileceğiniz gibi turların çoğu extraya giriyor ve bir çoğu gereksiz, sırf para kazanılması için düzenlenmiş ve aşırı fiyat biçilen turlardı. Bunu da ilerleyen kısımlarda  detayıyla anlatacağım. 
Pazartesi sabah 09:30 da İstanbul -Sabiha Gökçen havalanında toplandık. Bilet check-in ve pasaport işlemlerinden sonra 11:30 uçağıyla Milano ya doğru havalandık. 2 saat 40 dk lık bir uçuştan sonra İtalya saati ile 13:30 civarı havaalanına indik. Orada bütün bir tur boyunca ulaşımımızı sağlayacak otobüsümüze bindik. Otobüz şöforümüz Marco adında biraz agresif görünümlü bir amcaydı. Ve ingilizcesi yoktu. Bizim rehber de - bundan sonra Leo diye bahsedeceğim ki biz sürekli öyle andık - italyanca bilmediğinden (!) anlaşmaları çok kolay olmadı tabi. Havalanından Milanoya doğru yola çıktık. Yaklaşık 1 saatlik bir yolculuktan sonra Milanoya indik. İtalya da ilk gördüğüm şehir olduğundan bütün binaların ve balkonların fotoğraflarını çektim. Binalar tüm İtalya gezisi boyunca göreceğim gibi , tarihi yapıya uygun olarak tasarlanmışlar ve şehrin görünümünü bozacak çarpık kentleşme hiç görmedim. Bütün pencereler panjurlu ve kesinlikle çiçeklerle kaplı. Hatta bazı evlerin balkonlarında ağaçlar bile vardı. 


Milano caddeleri..


Bina aşkı :)
İnsanlar bu evlerde yaşıyorlar ya..
Milano görmüş masum köylü :D
Milanoya indikten sonra Leo nun önderliğinde Milano merkezine doğru yürüyüşe koyulduk. Milanonun en merkezi yeri, Duomo katedralinin ve büyük Galleria nın bulunduğu meydandı. Leo nun söylediğine göre İtalya'da  her şehrin kendine  ait bir Duomo su varmış . Duomunun  ihtişamı ve büyüklüğü,  olduğu bu şehrin gücünü  gösterirmiş. 

Dev dikiş makinası ..


Duomaya yaklaşırken 






Duomo di Milano hakkında kısa bi kaç bilgi verecek olursak, Duomo Latin Hacı şeklinde gotik tarzda inşa edilmiş Avrupa nın en üyük 4. katedrali. 14.yy da yapımına başlanıp, 500 yıl boyunca sürmüş. Ve bittiğinde sadece İtalya nın değil dünyanın malı olacağı söylendiğinden inşaatı teorik olarak hiç bitmiyormuş .Her gidildiğinde üzerinde bir inşaat olurmuş ki hakikaten biz gittiğimizde de arka taraflarında yine bir inşaat vardı .


Fazla güzel değil mi ?


Mumuzu yakarız :)



Gerçek mumyalar, neyse ki başlarında maske takılmış ama alttan saçları görünüyor.




Paylaştığım resimler Duomo nun içindendi ama ben içinden çok dış görünümünden etkilendim.  O kadar görkemli ve o kadar küçük detaylara sahip işlemeleri var ki. İnsan 500 yıl sürmesine şaşıramıyor.. 
Duomonun hemen yanında Avrupanın ilk kapalı avm si olma özelliğini taşıyan ve içerisinde ünlü markaların bulunduğu Galleri Vittoria Emanuele II bulunuyor. Ayrıca içerisinde bir boğa figürü var ki, boğa nın cinsel organının bulunduğu kısım oyuk şeklinde ve topuğunu bu oyuğa koyup 360 derece döndüğünde şans getirdiğine dair de bir batıl inanç var. 


Galleria nın dışardan görünümü.
Galleria nın içine doğru..





Bahsettiğim boğa figürü ve şansını açmaya çalışan insanlar :)
Şapka dükkanı, bayıldım :)

Galleria dan da çıktıktan sonra Milano sokaklarında serbest zamanımızı doldurmak için dolaşmaya başladık. 




Havuç tan yapıyor :)





Her yerde bulurum , Türkiye :)



İtalya birliğinin ilk başkanı, Vittoari Emanuele || heykeli.

Milano gezimiz burada sonlandı, Venedik e doğru yoa çıkacağımızdan otobüse doğru yine Leo önderliğinde ilerlemeye başladık. Milano yaşamak için güzel ve sakin bir şehir gördüğüm kadarıyla. Halk ulaşımı bisiklet ve genelde elektrikli arabalarla sağlıyor. Bu da trafiğin neredeyse hiç olmamasını sağlıyor.






İlk günümüzü  Milano da sonlandırarak,  Venedik e bir saat uzaklıktaki Treviso bölgesindeki otelimize doğru yola koyulduk. Ve benim için asıl amacı teşkil eden Venedik gezisinin düzenleneceği ertesi gün için güzelce dinlendik. :)
(To be continued.. :))